NASİPSE ADAYIZ – ERCAN KESAL

“Haklısın baba. Buraya ben yürüdüm. Kimsenin suçu yok… Adımlarımdan belli, iflah olmam, çok beterim… Ama koynumda zümrüd-ü anka vardı. Hiç kimse nasıl görmedi kanadını? Biliyorum, gökyüzünü fark etmem çok geç oldu. Hep kendimi ezberledim onca mısra içinde… ama hükmümü kendim verdim zaten, kimsenin kalem kırmasına gerek yok.”
“Ah, oğlum benim. Bilmem ki sana ne söylesem? Kıyamam da sana… Anla artık; hayat denilen şey, bir akşam Bornova’da öğrenci odanın buğulu camlarına çizdiğin sıradan şekiller kadar şaşırtıcı ve bir o kadar da yalancıdır. Şimdi Bornova yok, o ev yok. Bir Temmuz gecesi duvarın üzerine oturup ağustos böceklerini dinlerken, Edip Cansever’den iki dize, yok öyle şeyler… Şimdi olan…”
“Şimdi olan ne, biliyorum baba… Şimdi olan, benim zamansız telaşlarım, eğilip bükülmelerim aynanın karşısında. Sarhoş gece yarılarım var şimdi… Gereksiz korkularım, çok özenli banyolarım, kaygılarım var. Şimdi ne var söyleyeyim mi baba? Ajandalar var. Mektuplar, şampuanlar, işler, güçler, imza sirküleri, hesap numaraları ve iç sıkıntılarım var. İnatla ve özenle taşıdığım çocuk gövdem çok yalanlı bir İstanbul gecesinin içinde ellerini hafifçe çekerek kayboldu gitti. Hepsi bu kadar…”
Babamın göğsüne gömüp başımı, öylece bırakıyorum kendimi… S.192-193

 

Tavsiye Edilen Yazılar

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir