
Ortak kararla, bütün imkânsızlıklara rağmen direnmeye karar verdik.
Okmeydanı’nda bir ofisimiz vardı. Bir toplantı masası etrafında toplanır öğle yemeklerinde karpuz, beyaz peynir, ekmek yiyerek kendimizce memleket meselelerinin çözümüne katkı sunmaya çalışırdık.
Heyecanlıydık. Neşeliydik. Mutluyduk. Gülerdik, fıkra anlatırdık, espri yapardık. Yeri gelir tatışırdık, cebimizdeki üç kuruşu paylaşırdık.
AK Parti’nin gücü ele geçirdiği yıllarda fark edecektim ki, İslamcılar arasında geçmişte var olan bu sıcaklığın, bu yakınlığın, bu dostluğun, bu neşenin kaynağı aynı değerleri benimsemiş olmak değil yoksullukmuş, imkânsızlıkmış, dışlanmışlıkmış… Bu olumsuzluklara karşı durmak ve hayata tutunmak içn kenetlenme ihtiyacıymış.
Gücü ele geçirince sadece ilkelerini, değerlerini değil huzurlarını da kaybedeceklermiş.
Parayla, iktidarla, makamla, mevkiyle sınanmamış kimselerin aradalığıydı İslamcılık. Yanlış anlaşılmasın, son derece zeki, enerjik, tertemiz çocuklardık. Fakat hakikaten pek azımız utanılacak kadar insan; makam, mevki, mal, mülk, rütbe, güç, koltuk… sınavlarını geçebilecekti. Bir zamanların zıpkın gibi yerinden fırlayan, fişek gibi sert cümleler kuran, sözünü dinleten, özgüvenli gençleri… birkaç yıl sonra hiçbir yanlışa dur diyemeyecekti. İstifa etmeyecek ” Ben bu işte yokum, bana uymaz, yakışmaz” diyemeyecek, mahalle denen hapishanenin zenginleri arasına girmeye fit olacaklardı. Ta ki kendi başları belaya girene kadar…
ABD Irak’ı işgal etmeye çalışıyorken, iktidardaki AK Parti bütün dindarları, İslamcıları işgale taraftar yapmaya uğraşıyordu.
Biz de dergiyle elimizden geldiği kadar AK Parti’nin bu politikasına karşı direniyor, dindar mahalleye, işgalle beraber yaşanacak felaketleri anlatmaya çalışıyorduk.
Gerçek Hayat dergisi süreci bizim, esasında İslamcı camiaya karşı içeride eleştirilerimizi en yüksek sesle dile getirdiğimiz dönemdi.
Soruyorduk, sorguluyorduk, istismarları, yalanları, mahalle zarar görür endişesine kapılmadan haber yapıyorduk. Sf.87
Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!